Noun Clause ( Karmaşık Cümleler ) 3

Noun Clause ( Karmaşık Cümleler ) 3 Hakkında Ayrıntı

Noun Clause ( Karmaşık Cümleler ) 3 İSİM CÜMLELERİ

1 -  Proficiency Sınavı ( Proficiency Sınavı için Bireysel - Özel Ders )
2 -  Proficiency Sınavı ( Proficiency Sınavı için 4 kişilik Gruplarla Ders )

NOT ONLY ... BUT (ALSO/AS WELL) : yalnız değil... aynı zamanda da
*I was not only very angry but also very disappointed.
Yalnızca çok kızmadım aynı zamanda çok ümitsizliğe de kapıldım.
*Henry not only returned the money but also paid interest.
Henry  yalnız parayı geri vermedi aynı zamanda faiz de ödedi.

 

*Hasan not only plays the piano, but also dances very well.
Hasan yalnız piyano çalmaz aynı zamanda çok iyi de dans eder.
*Not only Pamele but also Sabrina will go to the cinema.
Yalnız Pamela değil aynı zamanda Sabrina da sinemaya gidecek.
*My sister speaks not only German but also French.
Kız kardeşim yalnız Almanca değil aynı zamanda Fransızca (da) konuşur.
*The courts have jurisdiction not only over our own citizens but over foreigners living here.
Mahkemelerin sadece bizim vatandaşları değil fakat burada yaşayan yabancıları da yargılama yetkisi vardır.
*Not only does he sing well, but (Also) he is a good pianist.
O yalnızca iyi şarkı söylemez aynı zamanda iyi bir piyanisttir de .
*Not only is he a thief, but he is a killer as well.
O yalnızca bir hırsız olmayıp aynı zamanda katildir de .
*Not only will you pass your exam, but you will get a very good mark as well.
Ylnızca sınıfını geçmeyecek aynı zamanda  çok iyi bir not da alacaksın.
*Not only did it rain, but it snowed as well.
Yalnızca yağmur yağmayıp kar da yağdı.

Noun Clause ( Karmaşık Cümleler ) 3NOT ONLY THAT : üstelik; bu bir tarafa; bununla kalmayıp
*They raised the bus fare; not only that, they cut the service.
Otobüs ücretlerini yükselttiler, bununla kalmayıp servisi de kaldırdılar.
*They increased the rent; not only that, they didn’t let the children play in the garden.
Kirayı arttırdılar, üstelik çocukların bahçede oynamasına da izin vermediler.
ON TOP OF THAT :  üstelik; bununla kalmayıp
*They raised the rent; on top of that, they turned down the heat.
Kirayı yükselttiler, üstelik ısıyı da azalttılar.
*They cut of the telephone; on top of that, they fired half the employees.
Telefonları kestiler, üstelik calışanların yarınının da işlerine son verdiler.
NOT TO MENTION THE FACT THAT : üstelik; bu bir tarafa
*Your friend is not very well qualified for the job; notto mention the fact that he is not young.
Arkadaşınızın iş için gereken nitelikleri yok, bu bir tarafa gençte değil.
AS WELL AS (THAT) : üstelik; bu bir tarafa
*The teacher slapped the student in the face; as well as (that), he sent him out of the class.
Öğretmen öğrenciye tokat attı, üstelik sınıftan da dışarı çıkarttı.
*Helen scolded the boy; as well as (that), she slammed the door in his face.
Helen çocuğu azarladı, üstelik yüzüne karşı kapıyı da çarptı.
NEITHER ... NOR :  ne ... ne de
* I neither know him nor wish to know him.
Onu ne tanıyorum ne de tanımak istiyorum.
*I neither saw the teacher nor wrote a letter to him.
Öğretmeni ne gördüm ne de kendisine bir mektup yazdım.
*Neither Jane nor Janet speaks French.
Ne Jane ne de Janet Fransızca konuşur.
*Neither the teacher nor the children play tennis.
Ne öğretmen ne de çocuklar tenis oynarlar.

 

Noun Clause ( Karmaşık Cümleler ) 3TOGETHER WITH : ile birlikte; ek olarak
*These new facts, together with the evidence you heard, prove the prisoner’s innocence.
Bu yeni gerçekler işittiğiniz delille birlikte mahkumun suçsuzluğunu kanıtlar.
*Together with his brother John was found guilty.
John erkek kardeşleri ile birlikte suçlu bulundu.
ALONG WITH : yanı sıra
*Along with music, Matilda is interested in literature.
Müziğin yanı sıra Matilda edebiyat ile ilgilenir.
*Along with progress, they need the financial support of the government.
İlerlemenin yanısıra onların hükümetin parasal desteğine ihtiyaçları var.
APART FROM : den başka; bir yana
*Apart from sports, my other interest outside class is music.
Spordan başka sınıf dışı ilgilendiğim şey müziktir.
*Apart from the problems of the children, I don’t get along well with my wife.
Çocukların problemleri bir yana karımla da geçinemiyorum.

 Noun Clause ( Karmaşık Cümleler ) 3

No Comments Yet.

Leave a reply

web tasarim